anket

Site içeriğinin seviyesi nasıl olmalı?
 

GÜNÜN RESMİ

Lütfen önbellek klasörünü yazılabilir yapın.

Bir Çift Gözle Ay PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cuma, 26 Eylül 2008 02:17

Bu kısa yazıda çıplak gözle yapılabilecek ay gözlemlerinden bahsetmek istiyorum. Çıplak göz, herhangi bir optik kullanmadan(gözlük hariç) bakmak demektir. Çoğumuz teleskop veya dürbün edinme hayalleri kurmakta, ama aslında gözlerimizin son derece hassas mucizevi birer cihaz olduğunu unutmaktayız. Gelin beraber ayda neler var inceleyelim!

 

Bize en yakın gök cismi, geçici olarak yakınımızda bulunabilecek bir gök taşı, asteorit veya kuyrukluyıldız dışında aydır. Ortalama 380,000km uzaktaki komşumuz dünya etrafında yaklaşık 27,5 günde bir dönüş yapar, ancak dünya da o süre içinde güneş etrafında döndüğünden, bize tekrar aynı haliyle görünmesi yaklaşık 29,5 gün alır.

Tahmin ediyorum ki hepinizin güzel ay anıları vardır. Örneğin ılık bir yaz gecesinde ufukta doğan dolunay; koskoca, gümüş bir tabak gibi yavaşça yükselir. Fakat böyle etkileyici bir anda hislerimiz bizi yanıltmaya başlar bile. Yapılan araştırmalarda insanların ayı hep olduğundan bir kaç kez (ortalama 7) daha büyük hatırladıkları ortaya çıkıyor. Ay aslında fazla büyük bir cisim değil. Güneş ile bize yaklaşık aynı büyüklükte görünen ay ortalama sadece 30 yay dakikası veya yarım derece çapında. Bir açı ölçer ile 1 derecenin ne kadar küçük olduğuna bakarsanız, aslında ayın gökyüzünde küçücük bir daire oluşturduğu anlaşılmış olur.

Dolunay güneşten 10.000 defa daha sönük olmasına rağmen ay gökyüzünde güneşten sonra en parlak cisimdir. Gece diğer cisimlere kıyasla olan olağanüstü parlaklığından ve üzerindeki ayrıntıları seçebilmemizden dolayı ay, beynimiz tarafından özellikle algılanır ve daha önce belirttiğim gibi olduğundan büyük idrak edilir. Bir çok insan ayın ufukta doğarken daha da büyük olduğundan emindir. Fakat gerçekte, ay doğarken, gökyüzünün tam tepesinde olduğundan daha büyük değildir. Bu gerçek, fotoğraf çekerek herkes tarafından kolayca kontrol edilebilir. Hatta ay tam üzerimizdeyken(yörüngesinde doğduktan bu yana hareket etmediği varsayılırsa) birazcık daha bile büyüktür, çünkü bu konumda aya olan uzaklık dünya çapının yarısı kadar kısalmıştır(yaklaşık 6.000km).

Ayın bize olan uzaklığı 363.000 ila 405.000 km arasında değişir. Dolayısıyla ayın görünür büyüklüğü de hep aynı kalmıyor. Ancak bu değişiklik pek göze çarpmaz.

Ay dünya etrafında dönerken bir de yalpalama hareketleri yapar. Yukarıdaki resimdeki kırmızı nokta bu olayı göstermektedir. Yalpa hareketi nedeniyle(libration), ay kenarında bazı ayrıntılar ortaya çıkar veya kaybolur. Örneğin yukarıdaki 2. resimde sağ üst köşede görünen koyu gri leke “Mare Orientale” denizi kısaca görünüp tekrar kaybolmaktadır. Ancak bu küçük değişiklikleri çıplak gözle görmek oldukça zordur.

Hilal

Ay sadece dünyanın bir uydusu değil, bir çok kültürde takvim ölçüsü olarak da kullanılmıştır. İslami takvimde yeni ayın görünmesiyle yeni bir “takvim ayı” başladığından, bundan 70 yıl öncesine kadar hilal halk tarafından gözlenirdi. Gözlemlerin Anadolu’nun birçok küçük köylerinde bile yapıldığı(en azından Ramazan sırasında) yaşlı kişiler ile yaptığım konuşmalardan anlaşılıyor. Ne yazık ki radyo ve televizyonun yayılması ile hilal gözleme “zanatı” ülkemizde kayboldu. Bu gün çoğumuz yeni ay hilalini görmüş değiliz.

Hilal gözleme yeni aydan en erken 12 saat sonra mümkün olabilir. Yani ay güneş hizasından geçtikten sonra(astronomide yeni ay tanımı) güneşten bir miktar uzaklaşmalıdır. Ay güneşten yeterince uzaklaştıktan sonra, güneş batışının denk geldiği bölgelerden hilal ideal gözlem şartlarının bulunması halinde gözlenebilir. Ancak 12 saat gerçekten dürbün kullanarak bile çok zor ulaşılabilecek bir yakınlıktır, şayet gözlem yaparsanız 15 veya 18 saatlik bir hilalin dahi son derece ince ve zor göründüğünü tespit edeceksiniz. Hatta bir gün sonra bile ayın kenarındaki parlak hat halen inceciktir.

Hilalin görünürlüğü biraz da coğrafi enleme bağlı.

Konuyu incelemek için yukarıdaki resime bakalım. Önce ortadaki ekvator bölgesini göz önüne alalım. Resimdeki sarı yarımdaire hilalin görünmesi için güneşe olan en küçük uzaklığı temsil etmektedir. Hilalin görünebilmesi için ay, güneşten en az bu kadar uzakta olmalıdır. Yoksa ufuk o kadar parlaktır ki, hilali görmek kesinlikle mümkün olmaz.

Ayın yörüngesi dünya-güneş yörüngesi ile aynı düzlemde olmayıp yaklaşık 5 derece eğiktir. Ayrıca yörüngenin dünya-güneş düzlemini kesen iki noktası yavaşça kayarak 18,5 yılda tam bir dönüş yapmaktadır. Dolayısıyla ayın güneşin kuzey veya güneyinde olması devamlı değişmektedir.

Bu nedenle hilal, güneşin izlediği görünür yolun 5 derece kuzeyinden 5 derece güneyine kadar arada her yerde olabilir(5 derece 10 dolunay çapına eşittir!). Bu sınırlar güneş çizgisine paralel açık mavi kesikli çizgilerle temsil edilmektedir. Şayet ayın yörüngesi ile güneşinki yeni ay sırasında çakışırsa, bir güneş tutulması meydana gelir.

Şimdi bulunduğumuz kuzey yarımküresine bakarsak, ay güneşin güneyinde seyrettiği zaman ve görülebilecek kadar güneşten uzaklaştığında, güneş ile beraber, hatta bazen güneşten bile önce battığını görürüz. Dolayısıyla kuzey yarımküresi, ay yörüngesi güneşin güneyinde olduğu zaman dezavantajlı bir durumdadır. Güney yarımküresi için bunun tersi doğrudur. Öte yandan, ay güneşin kuzeyinde seyrettiği zaman kuzey yarımküresi daha avantajlıdır. Tabi burada kastettiğim ekvatordan çok da uzak olmayan enlemler, 45 derecenin kuzeyi veya güneyi hemen her zaman daha dezavantajlı bir gözlem yeridir.

Yukarıdaki resim elbette bir basitleştirmedir. Dünyanın ekseni güneş düzlemine (ekliptik) 23,5 derece eğik olduğundan, yıl boyu güneşin bize görünür hareketi de +-23,5 derece eğilecektir. Resimde gösterilen güneş çizgisi ancak 21 Mart veya 23 Eylül tarihlerinde gerçekleşir, bu çizgi (ve paralel ay çizgileri) mevsime göre 23,5 derece sağa veya sola yatabilir. Bu nedenle biz kuzey yarımküresinde bulunanlar için durum sonbahar ve kış döneminde resimde gösterilenden daha da kritiktir. Çünkü bu mevsimlerde güneşin hareket ettiği çizgi sola doğru gösterilenden eğiktir.

Hilalin erken gözlenebilmesi için önemli olan, güneşin batışı ile ayın batışı arasında mümkün mertebe uzun bir zaman geçmesidir. Eğer güneş ve ay yakın batarlarsa, ufuk o kadar aydınlık olur ki, ince ve zayıf olan hilal görünemez. İdeal olan durum, ayın güneşten 45-50 dakika sonra batmasıdır.

Hilal görünebilirliğini araştırmak için başvurulabilecek bir yazılım Dr. Monzur Ahmed’in hazırladığı “MoonCalc“ dır. Yazılım internetden ücretsiz indirilebilir(sadece DOS penceresi içinde çalışıyor).

Kavuşma Konumları

Her yıl ay gezegenlerle bir çok kavuşma konumuna gelir, yani aralarındaki uzaklık azalır. Bunlar genellikle sadece bir akşam veya sabah görünür ve hızla dağılırlar. Bazen çok ilginç görünümler oluşabilir. Örneğin ay Venüs veya Jüpiter ile Türk bayrağı sembolünü oluşturabilir. Nadiren görünebilen bu kavuşmalar saat derecesinde dakik gözlenmelidir.

Görünmeye müsait kavuşma konumları hakkında haber alma, yazılım yoluyla veya gök olaylarını takip eden internet sayfalarından yapılabilir.

Örtülmeler

Ay bazen parlak yıldızları veya gezegenleri örter. Örtülmeler dolunaya yakın zamanlarda ve ayın parlak tarafında zorlukla gözlenebilir. Dolayısıyla yıldız veya gezegenin kaybolmasını veya görünmesini ayın karanlık tarafında gözleyiniz. Ayda atmosfer bulunmadığından kaybolma veya ortaya çıkma çok ani olur. Burada astronomi tarihinden ilginç bir kayıdı anlatmak istiyorum. 13 Nisan 1819′da Viyana gözlemevinde büyük bir teleskopla ayın Antares yıldızını örtmesi gözleniyordu. Tam Antares ayın arkasından çıkmasından önce saniyelik bir olay olarak zayıf bir yıldızın parıldadığı görüldü. Bu gözlem sayesinde Antares’in bir çift yıldız olduğu anlaşıldı. Antares’in çifti güneşimizden çok parlak olmasına rağmen yıldızdan sadece 2.9 yay saniyesi uzakta olduğundan o zamana kadar gözlemlenememişti(sakin bir atmosfer ve 6” lik iyi bir teleskopla gözlenebilir).

Yine gezegenlerin ay tarafından örtülmeleri çok ilginç bir olaydır. Kaybolma veya ortaya çıkma oldukça hızlıdır. Ancak bu olaylar teleskoplarda daha da etkileyici yaşanır.

Yıldız ve gezegenler dışında ay Ülker kümesini(M45 Pleiades), Hyades ve M44 Praesepe kümelerini de örtebilir. Bence bu tür örtülmeler sadece ay zayıfken dikkat çekicidir. Ülker çok parlak bir küme olmakla beraber ay yanında genelde soluk kalır, M44′ün ise gözlenmesi daha da zordur.

Dünyadan Yansıyan Işık

Yeni aydan önceki ve sonraki günlerde ay bayağı esrarengiz bir görüntüye bürünür. Nedense çoğumuz bazen çok güzel görünebilen bu olayı hiç fark etmeyiz bile. Özellikle havanın temiz olduğu akşamlarda aya dikkatlice bakarsanız, parlak olan hilalin solunda bazen gri, bazen mavimsi renkte, ayın güneş görmeyen yüzeyinin hafif aydınlatılmış olduğunu farkedersiniz. Ayı aydınlatan nedir? Gayet basit: Dünyamız. Bu nedenle bu olaya dünya parıldaması(earth shine) denir. Dünyamızdan yansıyan ışık, ayın neredeyse dünyanın önünde bulunduğu günlerde farkedilebilecek kadar kuvvetlidir(zira yeni ay civarındaki günlerde aydan bakılsa dünyamız neredeyse “dolu” görünür). 5. günden sonra ayın artan parlaklığı ve kötüleşen geometri nedeniyle zayıflayan yansıyan ışık, dünya parıldamasını görmemize yavaş, yavaş engel olur.

Dünya parıldamasını en etkili gören kişiler her halde aya giden Apollo 11 astronotları oldu. Aya yaklaşım geometrisi nedeniyle yolculuk sırasında ayı göremiyorlardı. Uzay aracı 19 Temmuz 1969′da ay etrafında yörüngeye girmesinden kısa bir süre önce, ayın gölgesine girdi ve güneş görünmez oldu. Kapsül pencereleri kısa zamanda sayısız yıldızlarla doldu. Bu sırada kapsül yavaş, yavaş aya doğru döndürülmeye başladı ve birden bire pencereleri kraterlerle dolu soluk mavimsi bir ay doldurdu. Söylediklerine göre bu görüntü tüyler ürpertici bir deneyim olmuş.

Her ne kadar bizler dünya parıldamasını bu kadar detaylı görmekten uzak da olsak, gelecek yeni aydan sonra siz de bu manzarayı yakalamayı bir deneyin!

Ay’ın Yüzeyi

Dolunay dönemi teleskopla gözlem yapanlar tarafından tercih edilmese de, çıplak gözle yapılacak gözlemler için en çok ayrıntı dolunay sırasında görülür.

Hiç bir fotoğraf göz ile edinilen hissi veremez, ama yan tarafta görülen resim çıplak gözle ayda görünen ayrıntılara yakındır.

Dolunaya baktığımızda ayın parlaklığından sonra ilk dikkatimizi çeken şey, yüzeyinin koyu ve açık bölgelerden oluşmasıdır.

Denizler:

Ay bilimi uzun zaman bilim kurgudan ibaretti. O zamanların bilim adamları -aynen bu günkü bilim kurgular gibi- başka dünyaları dünyada gördükleri, bidikleri şeylere benzeterek açıklamaya çalışıyorlardı. Bu nedenle koyu yüzeylerin dünyadan esinlenerek birer deniz oldukları sanılmış ve bunlara deniz veya “mare” denmiştir. Kendini tamamen gökbilime adayan din adamı Giovanni Riccioli (1598-1671) denizlere ve başka bölgelere bu gün kullanılan adları vermiştir. Bu isimler Johannes Hevelius’un ünlü eseri Selenographica’da 1647 yılında kullanıldı. Ama daha o zamanlar yaşayan Galileo Galilei (1564 - 1642) denizlerin aslında sadece düzlükler olduğuna inanıyordu. Gerçekten de bu bölgeler kupkuru düzlükler ve bir deniz ile ortak olabilecek tek tarafları, milyarlarca yıl önce krater havuzlarını akışkan lavların doldurmuş olması.

Denizler ayın bizden görünen tarafında yüzeyin 30% dan fazlasını kaplarken, bize görünmeyen uzak tarafında çok nadiren rastlanırlar.

Kraterler:

Ya peki kraterler? Ayda krater yok mu?

Ay kraterlerle kaplı, ama ne yazık ki bunların en büyükleri bile çıplak gözle görünme sınırındadır.

Teleskobun keşfinden önce çizilen(benim gördüğüm) ay “haritaları” üzerinde hiç bir krater gösterilmemiştir. Fakat küçük bir dürbün, veya 60mm açıklığında bir teleskop ile ayda bir sürü krater gösterecektir.

Aslında Tycho yüksek kontrastlı bir krater, çünkü etrafında koyu renkli malzemeden oluşan bir halka bulunmaktadır. Eğer Tycho’yu görebiliyorsanız, açık renkli civar içinde bu koyu renkli halkayı seçebilmelisiniz. Ancak halka sadece 0,4 yay dakikası çapında olduğundan göremezseniz üzülmeyin, ben de görebilenlerden değilim.

Tycho’yu bulmak için özellikle saptırılmış bakışla bu muhteşem kraterden çıkan ve her yöne yayılan “ışınları” arayabilirsiniz. Işınlar, Tycho’yu oluşturan çarpma sırasında dışarı atılan ve çarpma noktasından her yöne yayılan malzemenin kalıntılarıdır. Işınlar özellikle açık renkli bölgeler üzerinde yüksek bir kontrast oluşturmaktadır. Özellikle parlak olan bir ışın ta Nektar Denizi’ne kadar uzanmaktadır. Bu ışınları takip edebiliyor musunuz?

En büyük ve belirgin kraterlerden biri ayın güneyinde bulunan Tycho[Tiyho] krateridir. Bazı gökseverler krateri dürbünsüz, teleskopsuz gördüklerini söylemektedir; ancak görünen Tycho’nun az sağ üstünde bulunan parlak bir noktadır. Bu parlak noktaya Cassini Lekesi adı verilmektedir. Cassini 167 1 de burada “parlak bir nevi bulut” gördüğünü yazmaktadır. Bu parlak leke, Descartes adlı eski bir kraterin içinde bulunan, aydaki en beyaz bölgelerden biridir. İlginç olan, teleskopla bakıldığında Cassini Lekesi etkinliğini kaybetmektedir.

Karalar:

Biraz önce aydaki koyu bölgelerin başlangıçta deniz sanıldıklarından bahsetmiştik. Aynı düşünceyle, koyu bölgeler kadar düzgün olmayan açık kısımlara da kara veya “terra” denmiştir. Gerçekten de karalar ayın yüksek, dağlık bölgelerini oluştırmaktadır.

Büyüyen teleskoplarla beraber kara mefhumu yavaş, yavaş atlaslardan kayboldu, ve bugün kara isimleri nadiren kullanılmaktadır. Ama bizler gibi aya teleskopsuz bakanlar için kara tanımları halen halen faydalı.

Ay Tutulması

Ay tutulması dolunay sırasında meydana gelebilir. Ay dünyanın arkasından dolaşırken dünya gölgesine girdiğinde güneş ışınlarını alamaz ve kararır. Yazının başında ayın dünya-güneş düzleminin 5 dereceye kadar üzerinde veya altında olabileceğini belirtmiştik. Tutulma olabilmesi için, ay dünya-güneş düzlemine yakın olmalıdır. Ay tutulması güneş tutulmasından daha seyrek oluşmasına rağmen dünyadan geniş bir alanda görünür. Dolayısıyla aramızdan bir çoğu bu güne kadar en az bir kez bir ay tutulmasını gözlemiştir.

Tahir Şaban